Kişi hep bir sıfatla gelir dünyaya. Mesela bebek denir önce, bir bebek beklenir.
Sonra kız ya da erkek sıfatı eklenir. "Gözünüz aydın bir oğlunuz oldu.", "Gözünüz aydın bir kızınız oldu." müjdesiyle doğar bebek ve peşinden bir sürü sıfat getirir. Artık kadın anne, erkek baba olmuştur. Evde başka bir çocuk varsa bu sefer "kardeş" sıfatını alır bebek. Büyükleri unutmayalım. Büyükbaba, babaanne, dede, anneanne.... Torun diye sevilecek o bebeğin doğumuyla sıfatlanırlar. Daha bitmedi, ailede teyze, dayı, hala, amca diye sıfatlar ortaya çıkar. Yeğen akrabaya neşe getirir. İkinci kuşak kuzen der bebeğe. Aralarına yeni bir arkadaş gelmiştir.
Çocuk olur insan, komşunun çocuğu. Apartmanın bahçesinde birlikte bisiklete biner komşu çocukları. Okula başlayınca öğrenci sıfatı yüklenir çocuğa hem de uzun yıllar taşıyacağı. Büyüdükçe ergen denir ona. Belki de sıfatların en çetini, en kaygan zeminlisi, en aklı havadalısı. Delikanlıdır, genç kızdır artık, başında kavak yelleri eser. Dünyayı yakmaya kalkar da yanma pahasına, bir yatağını toplatamazsın ona.
Sever, sevgili olur. Evlenir eş denir ona. Kavak yelleri bitmiştir artık. Yuva kurmak sorumluluk gerektirir. Belki de böylece büyür insan. Bir yuvanın içinden bir yuvanın içine. Asker olur "Vatan sana canım feda" diye diye. Memur olur KPSS'ye gire gire. Mesleğine göre sıfatlanır. Aradan yıllar geçer masallarda dendiği gibi. Yaşlanır, "hasta" sıfatı yapışır üzerine. Bol bol hasta olur. Ölünce de sıfat verirler: Mevta, derler. Er kişi, hatun kişi niyetine kılınır cenaze namazı.
Sıfatlardan sıfatlara geçen insanda iki sıfat hep sabittir. Bu sıfatların her ikisi de hayata gelmesiyle eklenir ona, ikisini de öteki âleme taşır. İnsan ve kul sıfatlarıdır bunlar.
İnsandır o. Allah onun bitki ya da hayvan olmasını değil, emaneti taşıyacak insan olmasını istemiştir. Onu dünyayı imar etmekle, dünyada düzen sağlamakta görevlendirmiştir. Kuldur; ister inansın, ister inkâr etsin yine de Allah'ın kuludur ve Allah kulunu her zaman doğru, iyi ve güzel olana çağırır. Sırtını dönse de insan, Allah onu terk etmez.
Bu iki sıfat sıfatların ek kıymetlisidir. Kadınmış, erkekmiş, anneymiş, babaymış, amirmiş, memurmuş... Hepsi geçicidir hayat karşısında. Kişi memurdu mesela emekli oldu bitti sıfatı. Kocaydı, hanımdı. Tek celsede yollar ayrıldı ne koca kaldı ne hanım. Allah muhafaza çoluk çocuk vefat etti. Görünüşte biter anne-baba sıfatı, kalpte bitmese bile.
Velhasılı çok sıfat gelir geçer kişinin üzerinden ikisi sabit kalır. Biri "insan"dır biri "kul"dur. Bunlar kişinin varlığına anlam katan sıfatlardır ama. İşte ipler "ama" deyince kolar. Dünyayı imarla görevlendirilen dünyayı imha etmeye kalkar. Kan ve gözyaşını besin edinince insan, insan olmaktan çıkar. Yaptığını hayvan da yapmayınca daha da aşağıya düşer. Konulacak sıfat bulunmaz ona.
Kulluğunu iki günlük dünyanın zevklerine heba eder. Hiç ölmeyecek, ölüp de Mahkeme-i Kübra'nın huzuruna çıkmayacakmış gibi yaşamaya çalışır. Ne haram tanır ne günah.
Bu ikisi kişide olmadıktan sonra varsın kral olsun, Allah'ın indinde yeri kulluğu
ve insanlığı kadar olacaktır. Zengin, fakir, kadın, erkek, amir, memur. Tüm sıfatlar bir.
Yalnız bu ikisidir asıl kalıcı ve cennette kaldırıcı sıfatlar.
Tarık Ümit Yanık
Doktor Tavsiyesiyle Gözlük Kullanmaya Başladı: Tarık Hep Haber Devlet İçin Sahada”
Tuğba Kişmir
ÇOCUKLARIMIZA NELER OLUYOR?
Miray Kuşun Penceresi
Eski mi daha güzel, yeni mi?
Taner Erol
Bir Simit, Bir Fotoğraf, Bir Gerçek
Yasemin ÖZÇELİK
Küllerinden Doğan Kadınlar: Bir Günlük Güzelleme Değil, Bir Hayat Kavgası
Hatice Kestioğlu
Filistin’den Gelen Bir Fotoğraf
Engin Emen
Ben Öğretmenim
Ceren Uzunali Sipahi
GÖRÜNÜR OLMAK
Mahiye Morgül
Rize Nere Çanakkale Nere
AV.ATEŞ HATİNOĞLU
Bu yüzden Türk milleti zamana , mekana ve mesafelere çekilmiş ; Allah’ın kılıcıdır.