Şiddetin Televizyon Hâli ve RTÜK’ün Sessizliği
Her yıl, televizyon dizilerinin sezon finali geldiğinde ekranlarda aynı sahneler döner durur: Silahlar çekilir, çatışmalar çıkar, mermiler havada uçuşur. Patlayan bombalar, yanan arabalar, kaçışan insanlar… Öyle ki izleyici olarak bir dizi izlemiyoruz da sanki bir savaş belgeselinin ortasına düşüyoruz.
Peki neden? Her sezon finali illa ki bir kan gölüne mi dönmek zorunda? Şiddetsiz heyecan, çatışmasız gerilim mümkün değil mi? Hayatımızın her alanında zaten yeterince zorluk varken, kurmaca dünyalarda da mı rahat nefes alamayacağız?
Asıl merak ettiğim konu ise şu: Bu dizileri denetlemekle yükümlü olan RTÜK ne yapıyor? Bu kadar yıllık yayın geçmişinde kaç sezon finali gerçekten toplumun ruh sağlığına iyi geldi? Hangi dizinin sonunda “ne güzel, umut dolu bir finaldi” dedik? Hep aynı senaryo: Baş karakter ya vurulur ya vurur. Suçlu ortalıkta dolaşır, adalet yine silahın ucunda aranır.
Ve tuhaf olan şu ki, çoğu zaman bu sahnelerde polis yoktur. Ne müdahale eden bir ekip, ne de suçluyu yakalamaya çalışan bir devlet gücü... Sanki kanun dışılık sıradanlaşmış, silah taşıyan herkes kendi yasasını yazar olmuş.
Bir toplumun dizileri, o toplumun aynasıdır derler. Eğer bu doğruysa, bizim aynamızda her sezon sonu bir kurşun iz düşürüyor.
Artık sezon finali demek "Veda" değil, "Vurulma" oldu.
Ve biz hâlâ izliyoruz...
Şiddetsiz bir sezon finali mümkün mü?
Yoksa biz, ekran başında susarak bu şiddetin ortağı mı oluyoruz?
Yasemin ÖZÇELİK
Görünmez Yaralara Dokunmadan Sevmek
Tarık Ümit Yanık
Doktor Tavsiyesiyle Gözlük Kullanmaya Başladı: Tarık Hep Haber Devlet İçin Sahada”
Tuğba Kişmir
ÇOCUKLARIMIZA NELER OLUYOR?
Miray Kuşun Penceresi
Eski mi daha güzel, yeni mi?
Taner Erol
Bir Simit, Bir Fotoğraf, Bir Gerçek
Hatice Kestioğlu
Filistin’den Gelen Bir Fotoğraf
Engin Emen
Ben Öğretmenim
Ceren Uzunali Sipahi
GÖRÜNÜR OLMAK
Mahiye Morgül
Rize Nere Çanakkale Nere
AV.ATEŞ HATİNOĞLU
Bu yüzden Türk milleti zamana , mekana ve mesafelere çekilmiş ; Allah’ın kılıcıdır.