Merhabalar önceki köşe yazılarımdan da bildiğiniz gibi ben Miray, doğuştan engelliyim ama olsun. En azından kendi dünyamda özgürüm. Hatta ben sizden bir tık daha şanslıyım.
Neden mi?
Çünkü ben elde ettiklerimin tadını doyasıya çıkarıyorum. Ben sizden bedensel anlamda biraz farklıyım. Çoğu şeyi kendi başıma yapabilmem için çok çalışmam, emek vermem gerekiyor. Evet şunu da İtiraf ediyorum. Sizlere bazı konularda çok özeniyorum. Sizin dünyanızda her şeyin daha kolay olduğunu düşünüyorum. Örneğin yüzmek, yürümek, arkadaşlarla koşup oynamak; birinden yardım almadan kendi dünyanda bir adım bile olsa özgürce atabilmek, parklarda doyasıya eğlenmek ve bunları aletlere ihtiyaç duymadan yapabilmek. Maalesef aletler benim hayatımın bir parçası. Maalesef diyorum çünkü onlar olmadan ben dışarıya rahat bir şekilde çıkamıyorum. Aletlerle ne kadar özgür olabilirsiniz? Ama ben yine de bu halimle mutluyum. En azından mutlu olmaya çalışıyorum ve adeta aletlerle oyun oynuyorum. Aletler benim hayatımın bir gerçeği ise, ben de olabildiğince bunu kendime eğlenceli bir hale dönüştürmeye çalışıyorum. Ne kadar başarılı oluyorum, bilmiyorum. Ama en azından deniyorum içinde bulunduğum bu durumu size şu örnekle açıklayabilirim. Sıradan bir çocuk düşünün ve o çocuğun yapmakta zorlandığı bazı şeyler olsun. Aletler var diye dış dünyadan kopmak o çocuğa haksızlık değil mi? O çocuk şu an 13 yaşında. Belki de bebekken her şey daha kolaydı. Çünkü küçüktü ve yapılan şeyi anlamıyordu. Belki de ona bir eğlence gibi geliyordu. Bir problem olduğunu insan neden kabul etmek istesin ki? Küçükken ben de her şeyin peri masallarındaki gibi toz pembe olduğunu düşünüyordum. Büyüdükçe hayatta pembenin dışında renkler olduğunu da öğrendim. Ama her yaşın ayrı bir güzelliği var. Renkleri şimdi kendi kafamda anlamlandırıyorum.
Benim dünya özgür bir dünya... Adeta ucu bucağı olmayan bir masal gibi...
Masalın her cümlesinde ben hayattan yeni bir şey öğreniyorum. Özgürce başımı kaldırıp ufka doğru bakıyorum. Her öğrendiğim bilgi ile adeta yeni bir kanat çırpıyorum, gökyüzünde yavaş yavaş süzülüyorum. Bakalım ilerleyen yaşlarda yolum beni hangi yolculuklara götürecek?
Sürpriz.