Genel Müdürü Değil, Sistemi Sorgula

Yasemin ÖZÇELİK

09-08-2025 07:18

Bir zamanlar çay alım yerlerinde saatlerce sırada bekleyip, çuvalların içinden tek tek dalını, otunu ayıklayan Rizeli üretici, bugün motorla topladığı çayı “dalıyla, yaprağıyla, otuyla” aynı anda satmanın telaşında.

Sonra da "çayımı satamıyorum" diye yakınıyor, hedefe de ÇAYKUR’u ve onun başındaki genel müdürü koyuyor.

Ama sormak gerekmez mi?
Rizeli gerçekten ne satmak istiyor? Çay mı, yoksa dal mı?

Artık çay, birçok aile için ana geçim kaynağı değil; bir ek gelir kalemi. Bu yüzden üretici, “Ben iki-üç günde çayımı toplayayım, sonra da diğer işlerime döneyim” diye düşünüyor. Ancak motorla girilen çaylıklardan çıkan ürün, emekle değil hızla toplanıyor ve artık çay değil, adeta çalı yığını hâline geliyor.

Üstelik bu motorlar, Karadeniz’in dik yamaçlarına uygun değil. Üretici, kısa vadeli kolaylık için uzun vadeli kaliteyi feda ediyor. Oysa bir süreliğine fedakârlık edip, çaylığını geleceğe hazırlasa, verim ve kalite aynı anda artacak. Ama ne yazık ki “bugünü kurtarayım” mantığı hâkim.

Ve hedef yine aynı:
ÇAYKUR ve Genel Müdürü.

Oysa biraz geriye çekilip, daha geniş bir pencereden bakmamız gerek.
Bugün eleştirdiğimiz bu kurum, yarın elimizden giderse “Eyvah, artık para etmiyor!” diyeceğiz. Ama o zaman çok geç olacak.

Unutmayalım:
Yeni fabrikalar açmak da, mevcut fabrikaları modernize etmek de genel müdürün değil, bakanlığın görevidir.

Genel Müdür, sınırlı kapasiteyle, bireysel çıkarlarla şekillenen yoğun baskılar altında bir kurumu ayakta tutmaya çalışıyor.
Bugün görevden alınması, yarın bir mucize yaratmayacak.
Sanılıyor ki müdür değişince sihirli bir değnek değecek her şeye…
Hayır, mesele isimler değil, mesele sistemdir. Ve sistemsel sorunlar kolektif sorumlulukla çözülür.

Çayını motorla toplayan üretici istiyor ki:
İki günde iki ton çay versin, otuyla, dalıyla fark edilmeden satılsın.
Parasını da anında hesabında görsün.
Mutlu oluyor ama bu mutluluk yine bireysel bir mutluluk.

Oysa ÇAYKUR defalarca uyarıyor:
“Acele etmeyin, çayınız randevulu sistemle mutlaka alınacak.”
Ama üretici isyan ediyor:
“Çayım dalında kaldı, ağaç oldu.”
İyi de… Zaten sen motorla toplarken dalı satıyorsun!
Aşağıdan kessen ne olur, yukarıdan kessen ne fark eder?

Bugün “Benim çayım satıldı mı?” diye düşünen çok.
Ama “ÇAYKUR ayakta kaldı mı?” diye soran pek yok.

Asıl soru şu olmalı:
Daha fazla çay mı satmak istiyoruz, yoksa daha kaliteli çay mı?
Çünkü birinci kalite çay içmek istiyorsan, birinci kalite çay satmak zorundasın.
Dalları değil, yaprakları teslim etmek zorundasın.

Eleştirelim, eksikleri söyleyelim.
Ama hiç mi güzel bir şey yok?
Bugün o karışık çay-dal bohçalarının parası aynı gün hesabına yattığında mutlu olmuyor musun?
Bak yine bireysel düşünüyorsun.

Oysa bu sistemin ayakta kalması için birileri gerçekten mücadele ediyor.
Genel Müdür, bu çayın üreticisi olduğu kadar, kurumun da emektarı.
Sizin yaşadığınız sıkıntıyı bilen biri.
Ama üretici yalnızca kendi çayını bitirip “hayatıma devam edeyim” derdinde.
Yani yine bireysel çıkar önde.

Rizeliler iyi bilir:
Çayın olmadığı dönemde Rize'de sefalet vardı.
Yeni nesil bilmez ama eskiler hatırlar:
Çayını satamamanın ne demek olduğunu, tekelci özel sektörün insafına kalmanın ne acı olduğunu bilir.

Bugün illa birine baskı yapılacaksa, yukarıya yapılsın.
Yeni fabrikalar açılsın, mevcutlar modernize edilsin diye…
Ama en kolayı ne?
Genel Müdürü hedef göstermek.
Neden?
Çünkü sizin dal karışık bohçalarınızı aynı gün almadı!

Oysa mesele bu kadar basit değil.
Her “gitsin” dediğimizde, giden sadece bir kişi değil… Belki de kurumun kendisi oluyor.

Bugün sahip çıkmazsak, yarın neyi eleştireceğiz?
Elimizde ne kalacak?


ÇAYKUR bizimdir. Sahipsiz bırakmayalım.

Genel Müdürü değil, sistemi sorgulayalım.

Suçlu aramak kolay, çözümde buluşmak ise gerçek sorumluluktur.

 

DİĞER YAZILARI Görünmez Yaralara Dokunmadan Sevmek 01-01-1970 03:00 BUGÜN KİMİN BAYRAMI? 1 MAYIS’IN YAMAN ÇELİŞKİSİ 01-01-1970 03:00 ​Küllerinden Doğan Kadınlar: Bir Günlük Güzelleme Değil, Bir Hayat Kavgası 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya Bağımlılığı mı, Dijital Mecburiyet mi? 01-01-1970 03:00 Gazeteci Kimliğimin Mimarı: Sayın Mustafa Yücel Yazıcı’ya Vefa 01-01-1970 03:00 28 BİN… VE GERÇEK AÇLIK SINIRI GERÇEĞİ 01-01-1970 03:00 BİR YILDIZ DAHA KAYARKEN: ŞABAN HOCA GİTMESİN… 01-01-1970 03:00 İyi Kalmanın Bedeli 01-01-1970 03:00 SES OLMAK CESARET İSTER 01-01-1970 03:00 GÖKYÜZÜNE BAĞLI ELLER 01-01-1970 03:00 SİGARANIN SON DEMİ: KEYFİNİZ SİZE, CEFASI HEPİMİZE Sigara içmek kişisel bir tercih olabilir; ama izmaritini yere atmak, dumanıyla başkasını boğmak toplumsal bir saygısızlıktır. Ah bu sigara içenler… Yolda yürürken önümüzden 01-01-1970 03:00 Beton Dağların Gölgesinde Rize 01-01-1970 03:00 Koruma Kâğıtta, Cinayet Gerçekte 01-01-1970 03:00 Bir Mevsimlik Renkler Yerine Ömürlük Yeşiller 01-01-1970 03:00 İyi Açıdan Görünen Boşluk 01-01-1970 03:00 SEZON FİNALİ DEĞİL, CEPHE SONU GİBİ! 01-01-1970 03:00 Gölge Düşürmekle Güneş Bizim Olmaz 01-01-1970 03:00 Yaralanmak da Öğretiyor 01-01-1970 03:00 Bir çöp kenarında bırakılan iyilik mi? Yanlış Yere Konmuş Niyet Mi? 01-01-1970 03:00 UMUT KIRMAK KİMYASAL SİLAH GİBİDİR 01-01-1970 03:00 YANLIŞ ZAMANIN YORGUNLARI 01-01-1970 03:00 Sessizce Büyüyen Bir Sevgi: Anneler ve Umut 01-01-1970 03:00 BOŞLUĞA DEĞİL, UMUDA UYANMAK 01-01-1970 03:00 Volkan Konak: Karadeniz’in Rüzgârında Yankılanan Bir Ses 01-01-1970 03:00 Japon Atasözleri 01-01-1970 03:00 Sigara Beyinde Biter: Bebeğin Vedası, Büyüğün Direnci 01-01-1970 03:00 Üniversitemizi İlk Beşte Görmek Hayal Değil 01-01-1970 03:00 Ekmek Zammı ve Geçim Zorluğu: Dar Gelirlilerin Çilesi 01-01-1970 03:00 "Gassal": Dizi Bahaneydi, Aslında Herkes Kendi Hayat Hikayesini İzledi 01-01-1970 03:00 Kasksız Motor Kullanımına Dikkat: Kask Motorcunun Emniyet Kemeridir 01-01-1970 03:00 BU CİNAYETİN EN SAMİMİ TANIĞI İFADEM DUYULUYOR LAKİN ANLAŞILMIYOR 01-01-1970 03:00 BEYAZ ÖNLÜKLÜ MELEK 01-01-1970 03:00 İCRAATA GEÇMEYEN TÜM CÜMLELER ENGELLİ 01-01-1970 03:00 ORDA BİR OKUL VAR ÇOK YAKINDA 01-01-1970 03:00 BU KARNE SADECE BENİM DEĞİL HEPİMİZİN 01-01-1970 03:00 NEDEN TRABZON KATÜ DE, RİZE RTEÜ DEĞİL? 01-01-1970 03:00 AHŞAP OYMACILIĞINDA UNUTULMUŞ BİR USTA 01-01-1970 03:00 SİGARAYI BIRAKAMAM ONLARSIZ OLAMAM DOKTOR 01-01-1970 03:00 BİR KADIN HİKAYESİ 01-01-1970 03:00 PEKİ SORUYORUM DEĞDİ Mİ ? 01-01-1970 03:00 DUASIZ ÜŞÜRMÜŞ YÜREKLER 01-01-1970 03:00 KIZ BABASI OLMAK 01-01-1970 03:00 KEŞKE DOLANDIRICI OLSA 01-01-1970 03:00 Katliama Bariyer Olmak  01-01-1970 03:00 24 TEMMUZ BASIN BAYRAMI KUTLU OLSUN 01-01-1970 03:00 Ateş Böcekleri 01-01-1970 03:00 KADIN OLMAK _ KADINLARIMIZ 01-01-1970 03:00 KİTAPLARIN KOKUSU RİZE'Yİ SARDI 01-01-1970 03:00 Ç.Rizespor bu noktada bu haliyle iyi gidiyor 01-01-1970 03:00 HER GÜN 8 MART OLSUN 01-01-1970 03:00 Duyduğun sese, gördüğün göze el verememek… Çok ağır, tarifsiz bir acı… 01-01-1970 03:00 “Sen gülünce güller açar” Huzur içinde uyu Barış Manço 01-01-1970 03:00 HAYVAN YAVRULARI İNSAN YAVRULARININ OYUNCAĞI DEĞİLDİR!!!! 01-01-1970 03:00