Bugün bir kutlama değil, bir "incelik sınavı" veriyoruz. Elbette hediyelerimizi alalım, o en sıcak sarılmalarla annelerimize, sevdiklerimize koşalım; kokularını içimize çekip anın tadını çıkaralım. Ama tüm bunları dünyanın gözü önünde değil, kendi kalemizde, özelimizde yaşayalım.
Neden mi?
Çünkü dijital dünyanın parlak ışıkları, bazen bir başkasının karanlığını daha da derinleştirir. Paylaştığımız o neşeli videolar, annesini toprağa vermiş bir evladın sessiz yasını ya da evlat yolu gözleyen bir yüreğin ince sızısını kanatabilir. Sevincimizi "sergilemek", bilmeden bir başkasının kalbine dokunmak, hatta o kalbi acıtmak olabilir.
Gerçek sevgi; bir ekranın sınırlarına sığmayacak kadar büyüktür ve reklamı sevmez. Gelin bugün sosyal medyanın gürültüsünden kaçıp sessizliğin huzuruna sığınalım. Annesi olmayanlara hürmetle, evladı olmayanlara nezaketle...
Kutlamamız ekranda değil, gönülde olsun. Kimsenin canı yanmasın, kimsenin boynu bükülmesin diye; en güzel anlarımızı sadece bir çift gözün içinde saklayalım.
Sessizce, en derinden ve sadece biz bize...