https://www.manset53.com/files/uploads/user/54882d064e3d41653605a1b3fbb3bdb4-fb00b717f3317cacbe03.jpg
Yasemin ÖZÇELİK

Genel Müdürü Değil, Sistemi Sorgula

09-08-2025 07:18

Bir zamanlar çay alım yerlerinde saatlerce sırada bekleyip, çuvalların içinden tek tek dalını, otunu ayıklayan Rizeli üretici, bugün motorla topladığı çayı “dalıyla, yaprağıyla, otuyla” aynı anda satmanın telaşında.

Sonra da "çayımı satamıyorum" diye yakınıyor, hedefe de ÇAYKUR’u ve onun başındaki genel müdürü koyuyor.

Ama sormak gerekmez mi?
Rizeli gerçekten ne satmak istiyor? Çay mı, yoksa dal mı?

Artık çay, birçok aile için ana geçim kaynağı değil; bir ek gelir kalemi. Bu yüzden üretici, “Ben iki-üç günde çayımı toplayayım, sonra da diğer işlerime döneyim” diye düşünüyor. Ancak motorla girilen çaylıklardan çıkan ürün, emekle değil hızla toplanıyor ve artık çay değil, adeta çalı yığını hâline geliyor.

Üstelik bu motorlar, Karadeniz’in dik yamaçlarına uygun değil. Üretici, kısa vadeli kolaylık için uzun vadeli kaliteyi feda ediyor. Oysa bir süreliğine fedakârlık edip, çaylığını geleceğe hazırlasa, verim ve kalite aynı anda artacak. Ama ne yazık ki “bugünü kurtarayım” mantığı hâkim.

Ve hedef yine aynı:
ÇAYKUR ve Genel Müdürü.

Oysa biraz geriye çekilip, daha geniş bir pencereden bakmamız gerek.
Bugün eleştirdiğimiz bu kurum, yarın elimizden giderse “Eyvah, artık para etmiyor!” diyeceğiz. Ama o zaman çok geç olacak.

Unutmayalım:
Yeni fabrikalar açmak da, mevcut fabrikaları modernize etmek de genel müdürün değil, bakanlığın görevidir.

Genel Müdür, sınırlı kapasiteyle, bireysel çıkarlarla şekillenen yoğun baskılar altında bir kurumu ayakta tutmaya çalışıyor.
Bugün görevden alınması, yarın bir mucize yaratmayacak.
Sanılıyor ki müdür değişince sihirli bir değnek değecek her şeye…
Hayır, mesele isimler değil, mesele sistemdir. Ve sistemsel sorunlar kolektif sorumlulukla çözülür.

Çayını motorla toplayan üretici istiyor ki:
İki günde iki ton çay versin, otuyla, dalıyla fark edilmeden satılsın.
Parasını da anında hesabında görsün.
Mutlu oluyor ama bu mutluluk yine bireysel bir mutluluk.

Oysa ÇAYKUR defalarca uyarıyor:
“Acele etmeyin, çayınız randevulu sistemle mutlaka alınacak.”
Ama üretici isyan ediyor:
“Çayım dalında kaldı, ağaç oldu.”
İyi de… Zaten sen motorla toplarken dalı satıyorsun!
Aşağıdan kessen ne olur, yukarıdan kessen ne fark eder?

Bugün “Benim çayım satıldı mı?” diye düşünen çok.
Ama “ÇAYKUR ayakta kaldı mı?” diye soran pek yok.

Asıl soru şu olmalı:
Daha fazla çay mı satmak istiyoruz, yoksa daha kaliteli çay mı?
Çünkü birinci kalite çay içmek istiyorsan, birinci kalite çay satmak zorundasın.
Dalları değil, yaprakları teslim etmek zorundasın.

Eleştirelim, eksikleri söyleyelim.
Ama hiç mi güzel bir şey yok?
Bugün o karışık çay-dal bohçalarının parası aynı gün hesabına yattığında mutlu olmuyor musun?
Bak yine bireysel düşünüyorsun.

Oysa bu sistemin ayakta kalması için birileri gerçekten mücadele ediyor.
Genel Müdür, bu çayın üreticisi olduğu kadar, kurumun da emektarı.
Sizin yaşadığınız sıkıntıyı bilen biri.
Ama üretici yalnızca kendi çayını bitirip “hayatıma devam edeyim” derdinde.
Yani yine bireysel çıkar önde.

Rizeliler iyi bilir:
Çayın olmadığı dönemde Rize'de sefalet vardı.
Yeni nesil bilmez ama eskiler hatırlar:
Çayını satamamanın ne demek olduğunu, tekelci özel sektörün insafına kalmanın ne acı olduğunu bilir.

Bugün illa birine baskı yapılacaksa, yukarıya yapılsın.
Yeni fabrikalar açılsın, mevcutlar modernize edilsin diye…
Ama en kolayı ne?
Genel Müdürü hedef göstermek.
Neden?
Çünkü sizin dal karışık bohçalarınızı aynı gün almadı!

Oysa mesele bu kadar basit değil.
Her “gitsin” dediğimizde, giden sadece bir kişi değil… Belki de kurumun kendisi oluyor.

Bugün sahip çıkmazsak, yarın neyi eleştireceğiz?
Elimizde ne kalacak?


ÇAYKUR bizimdir. Sahipsiz bırakmayalım.

Genel Müdürü değil, sistemi sorgulayalım.

Suçlu aramak kolay, çözümde buluşmak ise gerçek sorumluluktur.

 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Görünmez Yaralara Dokunmadan Sevmek BUGÜN KİMİN BAYRAMI? 1 MAYIS’IN YAMAN ÇELİŞKİSİ ​Küllerinden Doğan Kadınlar: Bir Günlük Güzelleme Değil, Bir Hayat Kavgası Sosyal Medya Bağımlılığı mı, Dijital Mecburiyet mi? Gazeteci Kimliğimin Mimarı: Sayın Mustafa Yücel Yazıcı’ya Vefa 28 BİN… VE GERÇEK AÇLIK SINIRI GERÇEĞİ BİR YILDIZ DAHA KAYARKEN: ŞABAN HOCA GİTMESİN… İyi Kalmanın Bedeli SES OLMAK CESARET İSTER GÖKYÜZÜNE BAĞLI ELLER SİGARANIN SON DEMİ: KEYFİNİZ SİZE, CEFASI HEPİMİZE Sigara içmek kişisel bir tercih olabilir; ama izmaritini yere atmak, dumanıyla başkasını boğmak toplumsal bir saygısızlıktır. Ah bu sigara içenler… Yolda yürürken önümüzden Beton Dağların Gölgesinde Rize Koruma Kâğıtta, Cinayet Gerçekte Bir Mevsimlik Renkler Yerine Ömürlük Yeşiller İyi Açıdan Görünen Boşluk SEZON FİNALİ DEĞİL, CEPHE SONU GİBİ! Gölge Düşürmekle Güneş Bizim Olmaz Yaralanmak da Öğretiyor Bir çöp kenarında bırakılan iyilik mi? Yanlış Yere Konmuş Niyet Mi? UMUT KIRMAK KİMYASAL SİLAH GİBİDİR YANLIŞ ZAMANIN YORGUNLARI Sessizce Büyüyen Bir Sevgi: Anneler ve Umut BOŞLUĞA DEĞİL, UMUDA UYANMAK Volkan Konak: Karadeniz’in Rüzgârında Yankılanan Bir Ses Japon Atasözleri Sigara Beyinde Biter: Bebeğin Vedası, Büyüğün Direnci Üniversitemizi İlk Beşte Görmek Hayal Değil Ekmek Zammı ve Geçim Zorluğu: Dar Gelirlilerin Çilesi "Gassal": Dizi Bahaneydi, Aslında Herkes Kendi Hayat Hikayesini İzledi Kasksız Motor Kullanımına Dikkat: Kask Motorcunun Emniyet Kemeridir BU CİNAYETİN EN SAMİMİ TANIĞI İFADEM DUYULUYOR LAKİN ANLAŞILMIYOR BEYAZ ÖNLÜKLÜ MELEK İCRAATA GEÇMEYEN TÜM CÜMLELER ENGELLİ ORDA BİR OKUL VAR ÇOK YAKINDA BU KARNE SADECE BENİM DEĞİL HEPİMİZİN NEDEN TRABZON KATÜ DE, RİZE RTEÜ DEĞİL? AHŞAP OYMACILIĞINDA UNUTULMUŞ BİR USTA SİGARAYI BIRAKAMAM ONLARSIZ OLAMAM DOKTOR BİR KADIN HİKAYESİ PEKİ SORUYORUM DEĞDİ Mİ ? DUASIZ ÜŞÜRMÜŞ YÜREKLER KIZ BABASI OLMAK KEŞKE DOLANDIRICI OLSA Katliama Bariyer Olmak  24 TEMMUZ BASIN BAYRAMI KUTLU OLSUN Ateş Böcekleri KADIN OLMAK _ KADINLARIMIZ KİTAPLARIN KOKUSU RİZE'Yİ SARDI Ç.Rizespor bu noktada bu haliyle iyi gidiyor HER GÜN 8 MART OLSUN Duyduğun sese, gördüğün göze el verememek… Çok ağır, tarifsiz bir acı… “Sen gülünce güller açar” Huzur içinde uyu Barış Manço HAYVAN YAVRULARI İNSAN YAVRULARININ OYUNCAĞI DEĞİLDİR!!!!