Yakın dönemde Rize’de nörolog olarak görev yapan Uzman Doktor Tuğba Uyar Cankay ile Kopuzlar Vakfı Dergisi’nin 33. sayısında gerçekleştirdiğimiz içten ve samimi söyleşi, hem mesleki birikimini hem de insanlara duyduğu sevgi ve saygıyı gözler önüne seriyor. Karadeniz’in yemyeşil doğası, Rizeli hastaların pratik zekâsı ve yaşam enerjisi, sıcak insan ilişkileriyle birleşerek bu ropörtajı, sizler için adeta duygusal bir yolculuğa dönüştürüyor. Geçmişten günümüze uzanan anılar ve sıcak karşılaşmalar, Rize’yi ve insanlarını bir kez daha hissetmenizi sağlayacak.

Yakın dönemde Rize’de nörolog olarak görev yapan Uzman Doktor Tuğba Uyar Cankay ile yaptığımız sıcacık söyleşi ile sizin de içiniz ısınacak.
Nöroloji uzmanı olduktan sonra mecburi hizmetini Karadeniz’in incisi dediği Rize’de, Lazların yoğun olarak yaşadığı bir bölge olan Rize Kaçkar Devlet Hastanesi’nde yapan Tuğba Uyar Cankay, burada 2,5 yıl hizmet verdikten sonra 2 yıl da Rize Tıp Fakültesi Nöroloji A.B.D. da doktor öğretim görevlisi olarak çalıştı.
Rize’ye gelmeden önce tüm yabancılar gibi bütün Karadeniz’in Laz olduğunu sanan Tuğba Uyar Cankay, mecburi hizmet yeri olan Pazar ve Ardeşen’in Lazların ağırlıklı olarak yaşadığı özel bir bölge olduğunu ve buraya özgü birçok şeyi sonradan öğrendi. İlk geldiğinde çok heyecanlı olduğunu dile getiren Uyar, “Buradaki insanlarla anlaşabilecek miyim, iletişim kurabilecek miyim? Çok idealist bir hekim olarak beni kurallarımla kabul edecekler mi?” endişesini taşıdığını belirtiyor. Yöremize ilk geldiğindeki izlenimlerini şöyle aktarıyor:
“İlk bir hafta “r” ve “c” harflerini telaffuzlarına olan farklılıkları, konuşma şekilleri nedeni ile hastaların ve hasta yakınlarının demek istedikleri ile benim anladıklarım arasında farklar vardı. Bu bölgenin insanı “Ha hocam bu reçeteyi bana yaz” dediğinde aslında şunu demek istiyordu: “Hocam bu ilaçlar benim raporlu ilaçlarım, uzun süredir kullanıyorum. Lütfen sen de bana uygunsa rapor edip devamını yazar mısın?” Konuşma lehçelerini, konuşma tonları ( genellikle çok yüksek ) ve üsluplarını öğrenmem biraz zaman aldı açıkçası. Aslında bu bölgeye daha önce hiç gelmemiş bu şansı ilk defa yakalayan dışarıdan çalışma amaçlı gelen tüm hekimlere bu konuda ön bilgi verilmeli. Bu sayede anlaşmazlıklar çok daha kolay çözüm bulabilir naçizane önerim. Zamanla hastalarım, hasta yakınlarım ve hastane personelim beni ben onları anladığında aynı dili konuşmaya başladık. Bu arada biraz da Lazca öğrendim. Özellikle yaşlı hastalarım bana cevap vermek istemediğinde sorularımı Lazca sorduğumda ilk tepkisi “Ha bu bizdendi” oluyordu.”
Yemyeşil dağlar, berrak dereler ve mis gibi Karadeniz havası, yeşilin tüm renklerini barındıran ve hepsi birbirinden güzel yayların kendisini büyülediğini dile getiren Tuğba Uyar, mecburi hizmette 7/24 icap tutmama rağmen burada kaldığım süre içinde çok dinlendiğini ve gevşediğini söylüyor. 65 yaş üstü hastaların ağırlıklı olmasına rağmen hepsinin yaşam sevinci, yaşama bağlılığı, sağlıklarına gösterdiği özenin kendisini çok etkilediğini dile getiriyor. Ayrıca yaşlılık kavramı özellikle bu bölgede diğer yerlerden farklı bulduğunu ve burada yaşlanmanın, emekli olup bir kenara çekilmenin olmadığını fark ettiğini söylüyor. Her daim hayatın içinde, çalışkan ve aktif olan bölge insanına sağlıkla ilgili öneriler ve bilgiler verileceği zaman bunun mutlaka göz önünde bulundurulması gerekliliği üzerinde duruyor. Aksi takdirde hekim bile olsanız inandıkları doğrular üzerine tartışamayacağınızı, bazı şeyleri teklif bile edemeyeceğinizi, kırmızı çizgileri olduğunu dikkate sunuyor. Dinlenmek, bir kenara çekilmek hiç önermemeniz gereken tavsiyeler arasında diyor.
Karadenizlilerin karalahana tutkusu ve karakteri hakkındaki düşünceleri, gerçeğin ta kendisini yansıtıyor:
“Karalahana burada çok önemli bir yemektir. Maalesef çok önemli bir kan sulandırıcımızla çok etkileşime girmesi nedeni ile kan seviyelerini düzenli tutmak bu bölgede oldukça güç olabiliyor. Karalahana burada ölesiye bir sevdadır. Hamsi ve mısır tutkuları da buradaki insanların vazgeçilmezidir. Buranın insanını ince ve sağlıklı kılan temel besinler arasında olduğunu düşünüyorum. Çok açık sözlüler, sizi sevdiler mi sonuna kadar sizinle beraberlerdir, vatanseverdirler. Yalnız aşırı asabi, fazla inatçı, bağırarak konuşurlar. Kemençe, tulum varsa her ortamda yol kenarında bile horona durabilirler. Olur da denk gelirseniz hemen arabadan inin ve siz de horona girin, hemen içlerine alırlar. Memleketlerini seven, topraklarına bağlı insanlar köyleri ile bağlarını koparmamaya özen gösteriyorlar.”
Rize Kaçkar Devlet Hastanesinde hasta yakınlarının maddi ve manevi desteği ile Nörorehabilitasyon Ünitesi kuruldu. İnme, parkinson ve alzheimer hastaları, haftada üç gün düzenli katılımla hastalarının gelişme ve iyileşmelerine tanıklık eden Tuğba Uyar Cankay, bu katılımların mesleki tecrübeleri için çok önemli bir dönem olduğunu dile getirdi.

Rize Kaçkar Nörorehabilitasyon Ünitesi’ndeki çalışmalar hakkında bilgilere de değinen Uyar, Rizeli hakkında şunları söylemeden geçemedi:
“Bu dönem, hem mesleki hem de insani olarak bana çok şey kattı. Rize’de geçirdiğim bu zaman dilimi, hayatım boyunca unutamayacağım anılar, dostlar, hastalar ve deneyimlerle dolu. Laz insanının zekâsı, yaşam enerjisi, hayata bakış açıları, doğayla ilişkileri, mizah anlayışı, ahşap yapıları, hüzünlü olmayan müzikleri, neşesi, muziplikleri ve sıcakkanlılığı, sizi sevdiği zaman gösterdiği yakınlık meslek ve hayat tecrübelerime renk kattı. Öyle ki bir dönem hekim portal grubumuzda onlarla anılarımı yazdığım bir köşem oldu. Birkaç örnek vermek gerekirse 70 yaş kadın hastam kızı ile polikliniğime gelirler, unutkanlıktan yakınan hastam emekli memurdur. Nöropskolojik değerlendirmede yolda 3 yaşında kaybolmuş çocuk bulsanız ne yapardınız diye sorulur. Bu soruya hasta “İnternete koyardım” diye cevap verir. Kızı: “Hocam şu sıralar sürekli Facebook’ta” diye açıklama yapar. Test sonucu hesaplanırken hasta kızına hadi özçekim yapalım der (Bakınız, fotoğraf 1). Ben sadece bu anı yakaladım, akşamına hasta bana Facebook’tan arkadaşlık isteği gönderir.”
(Hasta ve kızının özçekimi)
Rizelinin hazır ve pratik zekâsına hayran kalan Tuğba Uyar Cankay şu anısını paylaştı:
“Epilepsi hastama nöbet günlüğü tutması tembihlenir, epilepsi ilaçları düzenlenir ve 1 ay sonra poliklinik kontrolüne çağrılır. Bir ay sonra kontrole geldiklerinde hasta yakını masamın üzerine şekildeki takvim yapraklarını bırakır ve “Ha bunlar pizimkinin nöbet geçirdüğü cünler, okuma yazma bilmeyrum daa” diye ekler. Bu pratik zekâ karşısında hekim olarak nutkum tutulur.”
Rize Kaçkar Devlet Hastanesinde göreve başladığında bekâr olduğunu öğrenenlerin “Bekâr mısınız, nerelisiniz, çocuğunuz var mı?” soruları olduğunu dile getirerek neredeyse tüm hasta ve yakınlarının iyi bir insanla ve özellikle Laz bir insanla evlenmesi için dua eder. Geldikten 3 yıl sonra evlenen Tuğba Uyar Cankay’ın eşinin annesi Laz. Ancak Lazlara nörolog olmak gelin olmaktan zor diye de ekler. 2022 yılında rahmetli olan 76 yaşında Dursun amca, uzun süre takip ettiği, neredeyse ailesinden biri gibi olan bir hastadır. Her geldiğinde muayene olduktan sonra kendisine uzun uzun dua eder ve bir gün kendisinin yazdığı içtenlikli şiiri, doktorumuzu duygulandırır.
(Dursun amcanın şiiri)
Cana yakın kişiliği ile hastalarının kalbini kazanan Tuğba Uyar Cankay, öylesine Rizeliyi sever ki düğününü de Rize’de yapmaya karar verir.
“Rize’de yaşadığımda eşimle tanıştım. Eşimin annesi Laz idi ama Rize’yle bağları yoktu. Ben Rizeli olmasam da sonradan bu memleketi tanıyıp doğasına vurulan, kemençesi tulumunun tutkunu olan biri olarak bir düğünümü burada yapmak istedim. Kendini buralı hisseden horonuna ayak uydurmayı beceren hastane personelime salsa öğretmiş biri olarak istedim ki bir düğünde burada yapayım. Hem horon hem salsa yapalım güzel anılar biriktirelim. Denizimiz, dağımız, yaylamız var. Yüreklerinizden yüreklerimize yolumuz var. 26 Kasım’da Rize’de düğünümüz var, yazan davetiyemle tüm hastalarım, hasta yakınlarım, hastane personelim, hocalarım ve öğrencilerimi davet ettiğim yaklaşık 500 sevdiğim insanın katıldığı düğünümde hem salsa hem horon yaptık. O kadar oynandı ki 2 gün tüm katılımcılar iş göremedi diyebilirim. Benim için buradaki en unutulmaz anılarım arasındadır. Bu güzel günümde benimle olan, heyecanımı paylaşan herkese bir kez daha teşekkür ederim. “
Özetle memleket sevdalısı, pratik zekâlı, çabuk sinirlenen çabuk sönen, yüksek bilişsel becerili, sıcakkanlı, samimi insanlara nörolog olmanın bazen sabır gerektirdiği söyleyen doktorumuz, aşirete gelin olmak gibidir Rize’de nörolog olmak der ve son sözlerine şunları ekler:
“Rize’deki mecburi hizmetim boyunca, sadece tıbbi bilgi ve becerilerimi geliştirmekle kalmadım, aynı zamanda insanların dilinden anlamayı, onların mizahıyla hayatı daha güzel hale getirmeyi ve hayatı ciddiye almadan hayattan keyif almayı öğrendim. Rize’de geçirdiğim bu güzel günler ve Laz insanıyla yaşadığım anılar, hayatım boyunca benimle olacak. Orada edindiğim bilgiler ve kurduğum insan ilişkileri, mesleki pratiğimde ve kişisel hayatımda bana çok şey kattı. Bu deneyimler, mesleğimi yaparken bana ilham vermeye devam edecek.”
Tuğba Uyar Cankay’ın Rize’de geçirdiği yıllar, sadece mesleki deneyimlerle sınırlı kalmayıp, hayatın sunduğu renkli ve unutulmaz anılarla dolu bir serüvene dönüştü. İnsan ilişkileri, Karadeniz’in eşsiz doğası ve Rizelilerin sıcakkanlılığı, onun hem mesleğine hem de kişisel hayatına ilham vermeye devam ediyor. Bu deneyimler, hem doktorluk hem de yaşam yolculuğu açısından paha biçilemez bir hazine.
Röportaj:Yasemin Özçelik




























