Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, “Biz Karadenizliler, Karadeniz gibi hırçın ve dalgalıyız. Bir günde iki günde çayımızı bitirip tamam ben bitirdim deyip yan tarafa çekilmeyi hesaplıyoruz ama bu şekliyle bu işin olmayacağı kesin” dedi.
10 Temmuz 2025 itibariyle başlayan ikinci sürgün yaş çay hasadı makineli tarımın etkisiyle hızla sürüyor. Çay motorlarının yaygınlaşması yurt dışından gelen işçi sayısını azaltırken, herkesin kendi çayını toplamasıyla para yurtiçinde kalıyor. Ancak bu durum, üreticilerin çaylarını bir an önce bitirme isteğiyle fabrikalarda yoğunluğa yol açıyor. ÇAYKUR, üreticileri sürekli olarak acele etmemeleri konusunda uyarıyor. Buna rağmen bazı özel sektör firmaları bu durumu fırsata çevirerek çayı düşük fiyattan alıyor.
Alim, “Biz hep üreticilerimize diyoruz ki ‘İki günle üç günle çay geçmez, acele etmeyelim. İki, üç gün geç kalmayla da herhangi bir sıkıntı olmaz. Tüm verdiğimiz kota dâhilindeki çayınızı alacağız’. Biliyorsunuz ÇAYKUR’un tarihinde 700 kilo kota hiçbir şekilde verilmemiş. 2 sene öncesinde 400-500 civarındaydı. 700 kilo kota verdik. Çayın tamamını alacağız dedik. Bu anlamda herhangi bir sıkıntımız yok. Çayın geçme gibi bir durumu da yok. Geçse de bahçede olduğu müddetçe tazedir ve alacağımızı da taahhüt ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Amacımız üreticiyi rahatlatabilmek”
İkinci sürgün kampanyasında sürenin üreticilerin aceleciliği nedeniyle kısaldığını vurgulayan Alim, “Bu anlamda bugüne kadar da ikinci sürgünde 145 bin ton çay aldık. Aşağı yukarı yarıya gelindi gibi bir durum var. Kampanya 10 Temmuz’da açıldı, 20’si gibi çaya başlandı. Kısa sürede çay yarılandı, bitmek üzere. Normalde sürgünün en az 40-45 gün sürmesi lazım ki bu işletmeler bu şekilde çalışsın. 10-15 günde çayın bitmeyeceğini herkes biliyor ama maalesef acele ettiğimiz için bazı sıkıntılar oluyor. Bunun haricinde ters giden bir durum yok. Biraz sabredeceğiz, günlük limitlere uyacağız, herhangi bir sıkıntı yok. Amacımız zaten üreticiyi rahatlatabilmek. İnşallah ağustos ayı itibariyle daha da rahatlayacaktır. 9 bin 250 ton işleme kapasitemiz var, her gün 10 bin ton civarında çay alıyoruz. Her gün stok az da olsa artıyor ama inşallah ağustos ayında daha rahatlayacağız diye düşünüyoruz.” dedi.
“300, 500 bize yetiyor ama toplarken 1 ton, 2 ton topluyoruz”
Alim, makineli tarımın avantajları kadar dezavantajlarına da dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“En büyük sıkıntı makineli tarım. Bir yönden güzel. Biz makineleşmeye karşı değiliz çünkü artık eskisi gibi yabancı işçilerin gelmemesi, paranın dışarıya çıkması engelleniyor. Herkes çayını kendi topluyor. Ancak makineyi insan kendi rahatlığı için kullanması lazım. Biz makine buldukça çok çok daha yoruluyoruz çünkü gün boyu topluyoruz. 300-500 bize yetiyor ama toplarken 1 ton, 2 ton topluyoruz. Hem topladığımız bu çayı çeviremiyoruz hem o yoğunlukta kendimiz de yoruluyoruz. Ondan sonra da her şey bittiği zaman ‘çayı niye oraya verdik, buraya verdik’ diye kendi aramızda dedikodusunu yapıyoruz. Hâlbuki makineyle rahatlığımızı düşünerek öğlene kadar toplayalım, verilen limiti satalım; hem biz rahat edelim, hem kurumlar rahat etsin, hem çay fiyatı aşağıya düşmesin. Normal şartlarda gitse hiçbir sıkıntı olmayacak. Ama maalesef aceleciliğimiz her şeyi birbirine karıştırıyor. Alımlar şu an güzel, normal şartlar altında devam ediyor. Söylediğim gibi temmuz ayında çayımı bitireyim aceleciliği var. Ağustos ayında rahatlayacağımızı düşünüyoruz.”






























