ÖĞRETMEN YETİŞTİRDİK, ÖĞRETMENİ BEKLETTİK!

Fethi Karadeniz

06-09-2026 21:34

google.com, pub-0657700484894855, DIRECT, f08c47fec0942fa0


Köy Enstitülerinden ücretli öğretmenliğe uzanan düşündürücü yol

Bir zamanlar Türkiye, köyüne yalnızca öğretmen göndermeyi değil, köyü öğretmenle ayağa kaldırmayı hedefliyordu.

Köy Enstitüleri işte böyle bir anlayışın ürünüydü. Öğretmen yalnızca ders anlatmayacak; bulunduğu köyün kalkınmasına, kültürüne, üretimine ve geleceğine öncülük edecekti.

Bugün ise eğitim fakültesinden mezun olmuş binlerce genç öğretmen başka bir gerçekle karşı karşıya:

Diploması öğretmen, görevi ücretli öğretmen!

Ücretli öğretmen sınıfa giriyor, ders anlatıyor, sınav yapıyor, öğrencisinin başarısından sorumlu oluyor. Fakat aldığı ücret çoğunlukla girdiği ders saati üzerinden hesaplanıyor.

Daha da düşündürücüsü; tatil dönemlerinde ders ücreti alamıyor, gelir sürekliliği yaşayamıyor ve çalışma biçiminin getirdiği sosyal güvence sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Şimdi sormak gerekiyor:

Madem okullarda öğretmene ihtiyaç var, neden bu öğretmenler sürekli bekletiliyor?

Ücretli ve sözleşmeli öğretmenler yıllarca görev yaparken neden onların deneyimleri, emekleri ve sınıfta kazandıkları tecrübe daha güçlü bir şekilde değerlendirilerek kadro politikalarında dikkate alınmıyor?

Çünkü bunun bedelini yalnızca öğretmen ödemiyor.

Atama bekleyen genç, yıllarca umutla bekliyor. Sonra hayatını devam ettirebilmek için başka mesleklere yöneliyor. Kimi polis oluyor, kimi kendi eğitim alanıyla ilgisi olmayan işlerde çalışıyor.

Böylece devletin yetiştirmek için yıllarca emek ve kaynak harcadığı öğretmenler, eğitim sisteminin dışında kalıyor.

Burada kaybeden yalnızca öğretmen değil, Türkiye'nin insan kaynağıdır.

Aynı sınıfta, aynı çocuklara, aynı müfredatı anlatan öğretmenler arasında böylesine farklı çalışma koşullarının bulunması eğitim adına üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişkidir.

Öğretmenin emeği ders saatiyle ölçülebilir mi?

Köy Enstitüleri döneminde öğretmen yetiştirmek bir ülke projesiydi. Bugün ise öğretmen yetiştiriyoruz; sonra da onları sınavdan sınava, atamadan atamaya bekletiyoruz.

Oysa eğitimde ihtiyaç varsa öğretmen vardır.

Öğretmen varsa neden kadro yok?

Bu sorunun cevabını en çok da yıllardır sınıflarda görev yapan ücretli ve sözleşmeli öğretmenler bekliyor.

Çünkü öğretmenlik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir ülkenin geleceğini emanet ettiği görevdir.

Köy Enstitülerinden bugüne kalan en önemli derslerden biri belki de şudur:

Öğretmeni bekleten bir ülke, aslında kendi geleceğini bekletmektedir.

Ve unutmayalım:

Çocuklarımızın geleceği, öğretmenlerimizin geleceğinden ayrı değildir.

Fethi KARADENİZ
Emekli Eğitim Müfettişi
Eğitimci-Yazar

DİĞER YAZILARI TEKNOLOJİ HAYATIMIZI KOLAYLAŞTIRDI, AMA BİZİ YALNIZLAŞTIRMASIN! 01-01-1970 03:00 AHLÂK DERSİNİ OKUYORUZ DA, AHLÂKI YAŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 ÇOCUĞUN ELİNE EKMEK DEĞİL, ONURUNA DOKUNUN 01-01-1970 03:00 BİR HASTANENİN ENKAZI BİZE NE ANLATIYOR? 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’İN SİNAN’I… 01-01-1970 03:00 AHLÂK DERSİNİ OKUYORUZ DA, AHLÂKI YAŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 GÖNLÜNÜ, GÖNLÜNE DENK OLANA DEĞDİR 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIN GÖZYAŞI, İNSANLIĞIN UTANCIDIR! 01-01-1970 03:00 ÇAYELİ’NDE DOSTLUK İÇİN PEPEÇURA ZAMANI! 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’İN SAĞLIK HAFIZASI MOLOZLARIN ALTINDA KALMASIN 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DE FUTBOLUN KALBİ YENİDEN ATACAK! 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DEN MALATYA’YA BİR GOL EFSANESİ: OKTAY ÇEVİK 01-01-1970 03:00 ZİL ÇALIYOR, EĞİTİM BAŞLIYOR… 01-01-1970 03:00 EYLÜL’DE GEL DEMİŞTİM… MEĞER BALIK İÇİN SÖYLEMİŞİM! 01-01-1970 03:00 KEMER KÖYÜ DEĞİŞİYOR… DENİZİN KIYISINDA YENİ BİR HİKÂYE YAZILIYOR 01-01-1970 03:00 EVLER BÜYÜDÜ, GÖNÜLLER KÜÇÜLDÜ 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DE BİR DÖNEMİN DUVARLARI YIKILIYOR! 01-01-1970 03:00 RİZE’DE ÇAY BARDAĞI BÜYÜDÜ, GÖNÜLLER BÜYÜDÜ! 01-01-1970 03:00 30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” DEDİĞİ GÜN 01-01-1970 03:00 ERGAN DAĞI: BİR HAYALDEN GERÇEĞE 01-01-1970 03:00 30 YIL SONRA ERZİNCAN: İNSAN BİR ŞEHRE DEĞİL, KENDİ GEÇMİŞİNE DÖNÜYOR 01-01-1970 03:00