EVLER BÜYÜDÜ, GÖNÜLLER KÜÇÜLDÜ

Fethi Karadeniz

03-09-2026 21:28

google.com, pub-0657700484894855, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Eskiden evler küçüktü ama hayatlarımız kalabalıktı.

İki katlı evlerde amcalar, halalar, büyükbabalar, büyükanneler aynı çatı altında yaşardı. Alt katta geniş bir oturma odası bulunurdu. Televizyon yoktu; köşede bir radyo vardı. O radyo da her zaman açık tutulmaz, erkekler dışarı çıktığında kadınlar radyonun etrafında toplanır, “Arkası Yarın”ları dinlerdi.

Salonla mutfak neredeyse birdi. Yemek zamanı ortaya kocaman bir sini konur, herkes aynı sofranın etrafında toplanırdı. Kuzinenin üzerinde çay demlenir, közde mısır ve patates pişerdi. Sobanın sıcaklığı yalnızca evi değil, insanları da ısıtırdı.

Sonra zaman değişti…

O küçük, mütevazı evler birer birer yıkıldı. Yerlerine kat kat apartmanlar yükseldi. Metrekareler büyüdü, odalar çoğaldı. Komşular çoğaldı ama komşuluk azaldı.

Konya'da yaşadığım bir olayı hiç unutmuyorum. Alt daireye yeni bir aile taşınmıştı. Bizim hanım çay demledi, yanına ikramlıklar koyup yeni komşularımıza hoş geldin demeye gitti.

Tam o sırada karşı komşumuzun kapısı açıldı ve:

“Alt kata taşınanlar akrabanız mı, tanıdığınız mı?” diye sordu.

İşte o soru, bugün geldiğimiz noktayı anlatmaya yetiyordu.

Ne zamandan beri yeni komşuya hoş geldin demek için onu tanımamız, akrabamız olması gerekiyor?

Eskiden bir kapı çalındığında gönüller de açılırdı.

Şimdi kapılarımız sağlam, kilitlerimiz güçlü, evlerimiz büyük…

Ama gönüllerimizin kapısını açmaya çekiniyoruz.

Bazen yükselen apartmanlara bakıyorum da düşünüyorum:

Biz gerçekten mi yükseldik, yoksa yalnızca binalarımız mı yükseldi?

Çünkü eskiden evler küçüktü, sofralar büyüktü.
Şimdi evler büyüdü, sofralar küçüldü.
Ve en acısı… evler büyüdü, gönüller küçüldü.
 

Fethi KARADENİZ

Eğitimci – Yazar



DİĞER YAZILARI TEKNOLOJİ HAYATIMIZI KOLAYLAŞTIRDI, AMA BİZİ YALNIZLAŞTIRMASIN! 01-01-1970 03:00 AHLÂK DERSİNİ OKUYORUZ DA, AHLÂKI YAŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 ÇOCUĞUN ELİNE EKMEK DEĞİL, ONURUNA DOKUNUN 01-01-1970 03:00 BİR HASTANENİN ENKAZI BİZE NE ANLATIYOR? 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’İN SİNAN’I… 01-01-1970 03:00 AHLÂK DERSİNİ OKUYORUZ DA, AHLÂKI YAŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 GÖNLÜNÜ, GÖNLÜNE DENK OLANA DEĞDİR 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIN GÖZYAŞI, İNSANLIĞIN UTANCIDIR! 01-01-1970 03:00 ÇAYELİ’NDE DOSTLUK İÇİN PEPEÇURA ZAMANI! 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’İN SAĞLIK HAFIZASI MOLOZLARIN ALTINDA KALMASIN 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DE FUTBOLUN KALBİ YENİDEN ATACAK! 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DEN MALATYA’YA BİR GOL EFSANESİ: OKTAY ÇEVİK 01-01-1970 03:00 ZİL ÇALIYOR, EĞİTİM BAŞLIYOR… 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMEN YETİŞTİRDİK, ÖĞRETMENİ BEKLETTİK! 01-01-1970 03:00 EYLÜL’DE GEL DEMİŞTİM… MEĞER BALIK İÇİN SÖYLEMİŞİM! 01-01-1970 03:00 KEMER KÖYÜ DEĞİŞİYOR… DENİZİN KIYISINDA YENİ BİR HİKÂYE YAZILIYOR 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DE BİR DÖNEMİN DUVARLARI YIKILIYOR! 01-01-1970 03:00 RİZE’DE ÇAY BARDAĞI BÜYÜDÜ, GÖNÜLLER BÜYÜDÜ! 01-01-1970 03:00 30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” DEDİĞİ GÜN 01-01-1970 03:00 ERGAN DAĞI: BİR HAYALDEN GERÇEĞE 01-01-1970 03:00 30 YIL SONRA ERZİNCAN: İNSAN BİR ŞEHRE DEĞİL, KENDİ GEÇMİŞİNE DÖNÜYOR 01-01-1970 03:00