Bazen bir insanı kurtarmak için elinizde büyük imkânlar olması gerekmez. Bazen sadece bir kapıyı çalmanız yeterlidir.
Hayatın içinde hepimiz birbirimize bakıyoruz ama ne yazık ki çoğu zaman birbirimizi görmüyoruz.
“İyi misin?” diye soruyoruz ama cevabını beklemeden yolumuza devam ediyoruz.
Gülümsüyorsa iyi sanıyoruz.
Sessizse sakin sanıyoruz.
Güçlü görünüyorsa hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını düşünüyoruz.
Oysa insanın en büyük savaşları çoğu zaman dışarıdan görünmez.
Bir evin içinde sessizce ağlayan bir anne olabilir.
Çocuğuna belli etmeden endişesini saklayan bir baba…
Kimseye yük olmak istemediği için derdini anlatmayan bir genç…
Günlerdir kimsenin “Nasılsın?” diye sormadığı yaşlı bir insan…
Belki de herkesin “Neşeli biri” diye bildiği bir insan, geceleri kendi sessizliğiyle mücadele ediyordur.
İşte tam da bu yüzden bazen iyilik, büyük şeyler yapmak değildir.
Bazen iyilik, bir kapıyı çalmaktır.
“Çaya geldim.”
“Bir ihtiyacın var mı?”
“Seni merak ettim.”
“Biraz oturabilir miyim?”
Ne kadar basit cümleler, değil mi?
Ama bazen bir insanın bütün gününü, hatta bütün hayatını değiştirebilecek kadar değerlidir.
Çünkü insan her zaman para istemez.
Her zaman çözüm de istemez.
Bazen sadece birinin onu fark etmesini ister.
Birinin yanında olduğunu bilmek ister.
Birilerinin hâlâ onu düşündüğünü hissetmek ister.
Bana göre iyiliğin en güzel taraflarından biri de budur: Karşımızdaki insanın yardım istemesini beklemeden onun hâlini anlayabilmek…
Çünkü herkes yardım isteyemez.
Kimi gururundan susar.
Kimi utanır.
Kimi “Ben hallederim” diyerek yıllarca kendi yükünü taşır.
Kimi de o kadar yorulmuştur ki yardım istemek aklına bile gelmez.
İşte bazen bizim yapmamız gereken, o sessizliği fark etmektir.
Bir kapıyı çalmaktır.
Bir tabak yemek götürmektir.
Bir öğrencinin elinden tutmaktır.
Bir yaşlının alışverişini taşımaktır.
Bir çocuğun ihtiyacını karşılamaktır.
Ya da hiçbir şey yapamıyorsak, sadece yanında oturmaktır.
Çünkü iyilik sadece maddiyat değildir.
Bazen insanın insana verebileceği en büyük yardım, “Yalnız değilsin” duygusudur.
Gazetecilik bana insanlara sadece haber olarak bakmamayı öğretti.
Her insanın bir hikâyesi var.
Kimi anlatıyor, kimi susuyor.
Kimi yardım istiyor, kimi yardım istemeye utanıyor.
Kimi gözyaşlarını saklıyor, kimi de gülümseyerek acısını örtüyor.
Bu yüzden artık insanlara biraz daha dikkatli bakmamız gerektiğine inanıyorum.
Apartmanda karşılaştığımız komşumuza…
Mahallede yalnız gördüğümüz yaşlıya…
Okul yolundaki çocuğa…
İş yerindeki arkadaşımıza…
Uzun zamandır aramadığımız dostumuza…
Belki de sadece bir telefon kadar uzağız.
Belki de o telefon, hiç tahmin etmediğimiz kadar kıymetli.
Bugün aklınıza biri geldiyse arayın.
Uzun zamandır görmediğiniz birinin kapısını çalın.
Bir çay için.
Birlikte susun.
Derdini anlatmak isterse dinleyin.
Anlatmak istemiyorsa zorlamayın.
Ama ona şunu hissettirin:
“Ben seni görüyorum. Sen benim için değerlisin. Yalnız değilsin.”
Çünkü bazen hayat kurtaran şey büyük sözler değildir.
Bir insanın tam umudunu kaybettiği anda karşısına çıkan küçük bir iyiliktir.
Bir telefon…
Bir çay…
Bir tabak yemek…
Bir dua…
Bir el…
Ve bazen sadece bir kapının sesi…
Tak tak…
Belki kapıyı açan kişi, karşısında sizi gördüğünde hayatının değişeceğini bilmiyordur.
Siz de bilmiyorsunuzdur.
Ama çalın o kapıyı.
Çünkü bazen bir insanı kurtarmak, bir kapı çalmaktır.

Yasemin Özçelik
İyilik gönüllüsü, gazeteci yazar
Yasemin ÖZÇELİK
BİR KAPI ÇALINIR, BİR HAYAT DEĞİŞİR
Miray Kuşun Penceresi
GÖRÜNMEZ ÇIĞLIKLAR
Engin Emen
Rasyonalizasyon ve insan
Tarık Ümit Yanık
Doktor Tavsiyesiyle Gözlük Kullanmaya Başladı: Tarık Hep Haber Devlet İçin Sahada”
Tuğba Kişmir
ÇOCUKLARIMIZA NELER OLUYOR?
Taner Erol
Bir Simit, Bir Fotoğraf, Bir Gerçek
Hatice Kestioğlu
Filistin’den Gelen Bir Fotoğraf
Ceren Uzunali Sipahi
GÖRÜNÜR OLMAK
Mahiye Morgül
Rize Nere Çanakkale Nere