Ekonomi haberlerinde sürekli büyüme oranları, enflasyon verileri, döviz kurları konuşulur. Ancak o rakamların arkasında gerçek hayatlar, gerçek insanlar vardır.
Enflasyon %50 olduğunda bu, marketteki fiyat etiketinin değişmesiyle bitmez; asıl etkisi mutfakta başlar. Sofrada eksilen tabak sayısında, çocukların istediği meyvenin “bugünlük olmasın” diye ertelenmesinde hissedilir.
İşsizlik oranı %10 dendiğinde, bu sadece bir istatistik değil; evine ekmek götüremeyen milyonların hikâyesidir. Büyüme rakamı %5 çıktığında, bu büyümenin kimin cebine girdiğini sormak gerekir.
Ekonomi, sadece büyük sermaye sahiplerinin ve politikacıların alanı değildir. Her maaş bordrosu, her pazar poşeti, her kira kontratı ekonomik tablonun bir parçasıdır. Eğer politikalar, rakamların değil insanların hayatını iyileştirmeye odaklanırsa, işte o zaman gerçekten “büyüme”den söz edebiliriz.
