ÇOK YAZIYORUZ.
Çünkü bu ülkede doğrular fısıltıyla değil, ısrarla korunur.
ÇOK YAZIYORUZ,
çünkü sustukça cesaretlenenleri gördük.
ÇOK YAZIYORUZ,
çünkü unutuldukça tekrar eden yanlışları yaşadık.
Artık yeter.
ÇAYKUR’u yazıyoruz,
çünkü ÇAYKUR sadece bir kurum değildir.
ÇAYKUR;
bahçede sabahın köründe başlayan emektir,
yağmurda bekleyen üreticidir,
çocuğunun rızkını çaydan çıkaran ailedir.
Bu yüzden ÇAYKUR’da olan biten,
“küçük bir idari mesele” değildir.
Bu, ahlak meselesidir.
Bu, emanet meselesidir.
ÇOK YAZIYORUZ,
çünkü hesap sorulmasından rahatsız olanlar var.
ÇOK YAZIYORUZ,
çünkü israf kesilince sesi çıkanlar var.
ÇOK YAZIYORUZ,
çünkü düzen bozulunca panikleyenler var.
Ve evet,
rahatsız olacaklar.
Çünkü doğru,
yanlışa alışmış olanı rahatsız eder.
Biz yazdıkça:
• Algı bozulur
• Yalan zayıflar
• Gerçek güçlenir
Biz yazdıkça,
“nasıl olsa kimse konuşmaz” rahatlığı biter.
Bugün ÇAYKUR için yazıyoruz.
Yarın başka bir emanet için yazarız.
Çünkü mesele isim değil,
ilke.
Ve bu ilke nettir:
Devlet malı korunur.
Üreticinin alın teri ezdirilmez.
Dürüstlük yalnız bırakılmaz.
O yüzden tekrar, yüksek sesle:
Susmadık.
Unutmadık.
Vazgeçmedik.
Ve ÇOK YAZIYORUZ.
Yazmaya devam edeceğiz.
Gerekirse daha da çok.
Çünkü bu ülkede
doğruyu savunmanın tek yolu,
yorulana kadar değil, sonuç alana kadar yazmaktır.
✍️ TARIK
