TEKNOLOJİ HAYATIMIZI KOLAYLAŞTIRDI, AMA BİZİ YALNIZLAŞTIRMASIN!

Fethi Karadeniz

22-09-2026 22:32

google.com, pub-0657700484894855, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Babasıyla bankada bir saat geçiren oğul, sonunda dayanamaz:

“Baba, neden internet bankacılığını kullanmıyorsun? Her işini evden yaparsın. Bankaya gelmene bile gerek kalmaz.”

Babası bir süre düşündükten sonra öyle bir cevap verir ki, teknoloji çağının bütün kolaylıklarını yeniden sorgulatır:

“Sen beni anlamadın evladım…”

“Ben bugün bankaya geldiğimde dört arkadaşımla karşılaştım. Çalışanlarla sohbet ettim. Beni tanıyorlar, halimi hatırımı soruyorlar. Ben yalnızım. Benim ihtiyacım olan şey biraz da bu.”

İşte asıl mesele burada!

Biz teknolojiyle işlerimizi kolaylaştırırken, farkında olmadan insanlarla kurduğumuz bağları da hayatımızdan çıkarıyor olabilir miyiz?

Özellikle yaşlılarımız için bankaya gitmek sadece para çekmek, markete gitmek sadece alışveriş yapmak değildir.

Evden çıkmaktır. Yürümektir. İnsan görmektir. Selamlaşmaktır. İki çift laf etmektir.

Bazen yaşlı bir insanın bütün gününü güzelleştiren şey, bir komşunun “Nasılsın?” demesidir.

Bazen mahalle bakkalına yapılan kısa bir yürüyüş, hem beden hem ruh için ilaçtır.

Bazen bir hastalıkta kapıyı çalan eski bir dost, ilaçtan daha değerlidir.

Teknoloji bunların hiçbirini sağlayamaz.

Çünkü teknoloji işlemlerimizi yapabilir ama halimizi hatırımızı soramaz.

Elbette internetten yararlanalım. Teknolojiyi hayatımızdan çıkarmayalım.

Ama özellikle yaşlılarımızın hayatındaki bütün işleri onların elinden de almayalım.

Bırakalım bazen kendileri alışverişe gitsinler.
Bırakalım yürüsünler.
Bırakalım arkadaşlarıyla karşılaşsınlar.
Bırakalım bir bankta oturup sohbet etsinler.

Çünkü hareket etmek bedeni, insanlarla konuşmak ruhu ayakta tutar.

Ve unutmayalım:

Her şeyi kapımıza getirebiliriz.
Ama dostluğu, sohbeti ve insan sıcaklığını sipariş edemeyiz.

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırsın…

Ama bizi birbirimizden uzaklaştırmasın.

DİĞER YAZILARI AHLÂK DERSİNİ OKUYORUZ DA, AHLÂKI YAŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 ÇOCUĞUN ELİNE EKMEK DEĞİL, ONURUNA DOKUNUN 01-01-1970 03:00 BİR HASTANENİN ENKAZI BİZE NE ANLATIYOR? 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’İN SİNAN’I… 01-01-1970 03:00 AHLÂK DERSİNİ OKUYORUZ DA, AHLÂKI YAŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 GÖNLÜNÜ, GÖNLÜNE DENK OLANA DEĞDİR 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIN GÖZYAŞI, İNSANLIĞIN UTANCIDIR! 01-01-1970 03:00 ÇAYELİ’NDE DOSTLUK İÇİN PEPEÇURA ZAMANI! 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’İN SAĞLIK HAFIZASI MOLOZLARIN ALTINDA KALMASIN 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DE FUTBOLUN KALBİ YENİDEN ATACAK! 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DEN MALATYA’YA BİR GOL EFSANESİ: OKTAY ÇEVİK 01-01-1970 03:00 ZİL ÇALIYOR, EĞİTİM BAŞLIYOR… 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMEN YETİŞTİRDİK, ÖĞRETMENİ BEKLETTİK! 01-01-1970 03:00 EYLÜL’DE GEL DEMİŞTİM… MEĞER BALIK İÇİN SÖYLEMİŞİM! 01-01-1970 03:00 KEMER KÖYÜ DEĞİŞİYOR… DENİZİN KIYISINDA YENİ BİR HİKÂYE YAZILIYOR 01-01-1970 03:00 EVLER BÜYÜDÜ, GÖNÜLLER KÜÇÜLDÜ 01-01-1970 03:00 ARDEŞEN’DE BİR DÖNEMİN DUVARLARI YIKILIYOR! 01-01-1970 03:00 RİZE’DE ÇAY BARDAĞI BÜYÜDÜ, GÖNÜLLER BÜYÜDÜ! 01-01-1970 03:00 30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” DEDİĞİ GÜN 01-01-1970 03:00 ERGAN DAĞI: BİR HAYALDEN GERÇEĞE 01-01-1970 03:00 30 YIL SONRA ERZİNCAN: İNSAN BİR ŞEHRE DEĞİL, KENDİ GEÇMİŞİNE DÖNÜYOR 01-01-1970 03:00