Bir şiirin mısraları gibiyim; ufuklarda dalgalanırım çoğu zaman.
Sessiz çığlığımla seslenirim size epey bir zaman.
Bakıp da göremeyene anlamsız bir heceyimdir ben.
Bir kişi keşfettiği zaman beni, gör; bak bakalım ne cevherler çıkıyor içimden.
Sessizlik bazen anlamsız görünür fakat dinlemesini bilene çok şey anlatır.
Konuşmak, sadece kelimelerin oluşturduğu, ağızdan çıkan birkaç hecenin bir araya gelmesi değildir.
Herkes bir şekilde konuşabilir; önemli olan onu anlayabilmektir.
Etiketlersen beni, veremezsin bana hakkım olan değeri.
Oysa ki bir kez açsam sana kendimi, sen bile şaşırırsın o insanın neler keşfettiğine.
Hayallerim akıp giden bir ırmak gibidir çoğu zaman.
O kadar hızlı akıp gider ki hızına kavuşamıyorum ben bile bazı zamanlar.
Bu ırmağın bir şarkısı da var; bazen çok gürültülü, bazense çok sessiz olabiliyor.
Bazen bir çocuğun neşesini ifade ediyor, bazense gökyüzünün maviliğini…
Irmağın bir damlasına adeta koşuyor gibiyim.
Nereye gittiğimi bilmeden, özgürce koşuyorum.
Ufka doğru koşuyorum adeta,
sessiz çığlıklarımla koşuyorum.
Geleceğe umutla bakan Miray’a doğru koşuyorum.
Biliyorum, her geçen gün bir adım daha yaklaşıyorum.
Irmağın gürültülü sesi sarıyor etrafımı,
gökyüzünün mavisi selamlıyor beni sessizliğiyle…

