Bugün 28 Şubat.
“İnsanoğlu nisyan ile maluldur” demiş büyüklerimiz, ne kadar da doğru. Her şeyi çok çabuk unuttuğumuzun resmidir yaşadıklarımız.
Başımızda örtümüz kalsın diye verdiğimiz mücadelelerden sonra bugün gelinen noktada “başörtüsü” anlamını yitirmiş dini bir vecibe olmaktan çıkmış, kafadan başka her yeri örten nerdeyse aksesuar olarak kullanılan bir bez parçasına dönüştürülmüştür ne yazık ki.
Başını örten insanlar, sosyal hayattan geri kalmama bahanesiyle, kendisine uygun olup olmadığına bakmadan, içkili mekanlar, açık hava konserleri ve eğlence mekanları dahil, helal haram demeden her yerde boy göstermeye başlamış, buralarda gezerken de hiç rahatsızlık duymaz olmuştur.
“Başörtüsü” dini bir vecibe olmaktan çıkıp modernitenin bir parçası olmaya ve “moda” haline dönüşmeye başlamış, kendisinin ona yakışıp yakışmadığından ziyade, onun kendisine yakışıp yakışmadığına bakılır olmuş, git gide renkleri de, ebatları da değişime uğramış ve bugün batının istediği gibi “ türban” a dönüşmüştür.
Peki biz bu mücadeleyi niye verdik? Neden yıllarca terör suçluları gibi muamele görüp, cenderelerden geçirildik, çifte standartlara maruz bırakıldık, ödüllendirilmemiz gerekirken cezalandırıldık? Neden? Niçin?
Bu hal i pür melalimiz nedir Allah aşkına? Taşıyamıyorsanız, kıymetini bilmiyor ve bilneyecekseniz alın onu başınızdan, örtecekseniz de ona yakışın ki başınızdaki örtü de gerçek manada onu taşıyanlar da incinmesin!

