EVLER BÜYÜDÜ, GÖNÜLLER KÜÇÜLDÜ

Eskiden evler küçüktü ama hayatlarımız kalabalıktı.

RİZE HABER - 03-09-2026 17:16

İki katlı evlerde amcalar, halalar, büyükbabalar, büyükanneler aynı çatı altında yaşardı. Alt katta geniş bir oturma odası bulunurdu. Televizyon yoktu; köşede bir radyo vardı. O radyo da her zaman açık tutulmaz, erkekler dışarı çıktığında kadınlar radyonun etrafında toplanır, “Arkası Yarın”ları dinlerdi.

Salonla mutfak neredeyse birdi. Yemek zamanı ortaya kocaman bir sini konur, herkes aynı sofranın etrafında toplanırdı. Kuzinenin üzerinde çay demlenir, közde mısır ve patates pişerdi. Sobanın sıcaklığı yalnızca evi değil, insanları da ısıtırdı.

Sonra zaman değişti…

O küçük, mütevazı evler birer birer yıkıldı. Yerlerine kat kat apartmanlar yükseldi. Metrekareler büyüdü, odalar çoğaldı. Komşular çoğaldı ama komşuluk azaldı.

Konya'da yaşadığım bir olayı hiç unutmuyorum. Alt daireye yeni bir aile taşınmıştı. Bizim hanım çay demledi, yanına ikramlıklar koyup yeni komşularımıza hoş geldin demeye gitti.

Tam o sırada karşı komşumuzun kapısı açıldı ve:

“Alt kata taşınanlar akrabanız mı, tanıdığınız mı?” diye sordu.

İşte o soru, bugün geldiğimiz noktayı anlatmaya yetiyordu.

Ne zamandan beri yeni komşuya hoş geldin demek için onu tanımamız, akrabamız olması gerekiyor?

Eskiden bir kapı çalındığında gönüller de açılırdı.

Şimdi kapılarımız sağlam, kilitlerimiz güçlü, evlerimiz büyük…

Ama gönüllerimizin kapısını açmaya çekiniyoruz.

Bazen yükselen apartmanlara bakıyorum da düşünüyorum:

Biz gerçekten mi yükseldik, yoksa yalnızca binalarımız mı yükseldi?

Çünkü eskiden evler küçüktü, sofralar büyüktü.
Şimdi evler büyüdü, sofralar küçüldü.
Ve en acısı… evler büyüdü, gönüller küçüldü.

Fethi KARADENİZ

Eğitimci – Yazar

Günün Diğer Haberleri