Erol ; Gerçeği çarpıtarak kardeşliğe zarar vermeyelim

Çaykur Rizespor - Trabzonspor maçında yaşananları doğru anlatmak herkesin sorumluluğudur.
google.com, pub-0657700484894855, DIRECT, f08c47fec0942fa0

RİZE HABER - 27-10-2026 19:19

Çaykur Rizespor ile Trabzonspor arasında oynanan karşılaşma, sahadaki rekabetin yanı sıra iki şehrin dostluğunu, kardeşliğini ve komşuluk hukukunu hatırlatan önemli bir karşılaşmaydı. Maç öncesinde çok sayıda insan, sporun ayrıştırıcı değil birleştirici yönüne vurgu yaptı. Rize ile Trabzon'un birbirine düşman değil, birbirine yakın iki kardeş şehir olduğunu dile getirdi.

Maçın genel atmosferi de bu anlayışla şekillendi. Tribünlerde aileler, kadınlar, gençler ve çocuklar vardı. Karşılaşma boyunca zaman zaman münferit tepkiler yaşanmış olsa da genel anlamda tribünlere hâkim olan bir şiddet ortamından söz edilemez. Sahada büyük bir mücadele yaşandı, futbolun heyecanı son dakikaya kadar sürdü. Maçın ardından ise bazı haberler ve açıklamalar üzerinden bambaşka bir tartışmanın içine çekildik.

Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var: Trabzon'dan karşılaşmayı takip etmek üzere yaklaşık 60 gazetecinin geldiği ifade ediliyor. Bu kadar gazetecinin bulunduğu bir ortamda, mesleğin gerektirdiği sorumluluğa uygun davranmayan bir kişinin tutumu üzerinden bütün bir şehrin ve basın camiasının karşı karşıya getirilmesi doğru değildir.

Tarafımıza yansıyan bilgiler ve olayın içinde bulunan kişilerin anlatımları çerçevesinde, basın mensuplarının bulunduğu bölümde gerginliği başlatan kişinin Kuzey Ekspres gazetesinden bir muhabir olduğu belirtiliyor. Gol sevinci sırasında yaptığı, tahrik edici bulunan el hareketleri üzerine kendisine tepki gösteriliyor. Ancak burada yaşananları doğru ifade etmek zorundayız: Ortada genel bir öfke ve şiddet ortamı ya da fiziksel saldırı değil, bir kişinin davranışına gösterilen tepki ve sözlü bir tartışma vardır.

Olayın ilk aşamasında araya girenler olmuş, taraflar yatıştırılmıştır. Daha sonra koridorda sözlü tartışmanın devam ettiği, ancak aklıselim insanların araya girmesiyle meselenin daha fazla büyümeden kapatıldığı aktarılmaktadır. Dolayısıyla yaşanan süreci fiziksel saldırı şeklinde sunmak veya bütün bir taraftar grubunun diğerine saldırdığı izlenimini oluşturmak, olayın anlatılan niteliğiyle örtüşmemektedir.

Üstelik dikkat çekici olan şudur: Söz konusu davranışın diğer Trabzonlu basın mensupları tarafından desteklenmediği, ilgili kişinin tutumuna meslektaşlarının da olumlu yaklaşmadığı ifade edilmektedir. Yani burada bir şehrin diğer şehre karşı topyekûn tavır aldığı bir durum yoktur. Münferit bir davranışa tepki söz konusudur. Bu nedenle bir kişinin davranışını bütün Trabzon basınına, Trabzonspor camiasına veya şehrin tamamına mal etmek de; yaşananları büyüterek Rize ve Rizespor camiasını suçlayıcı bir anlatı kurmak da doğru değildir.

Özellikle Kuzey Ekspres gazetesinin söz konusu olayın aktarılmasındaki yaklaşımı dikkatle değerlendirilmelidir. Eleştirimiz Trabzon medyasının tamamına yönelik değildir. Mesele, bir muhabirin başlattığı gerginliğin bazı yayınlarda olayın gerçek boyutlarını aşan ifadelerle aktarılmasıdır. Bazı medya organlarının süreci araştırmak ve yatıştırmak yerine, maksatlı yorumlarla tartışmayı büyüttüğü izlenimi doğuran yazılar yayımlaması kimseye fayda sağlamaz.

Gazetecilik, yalnızca yaşananı aktarmak değil, onu doğru bağlamda aktarmak sorumluluğunu da taşır. Haberlerin başlığı, kullanılan ifadeler ve olayın sunuluş biçimi binlerce insanın düşüncesini etkileyebilir. Bu nedenle haber yapmadan önce tarafları dinlemek, görüntüleri ve bilgileri dikkatle incelemek, doğrulanmamış iddiaları kesin gerçek gibi sunmamak gerekir. Süreci doğru anlatmak, yalnızca gazetecilik mesleğinin değil, aynı zamanda izanın ve toplumsal sorumluluğun gereğidir.

Aynı hassasiyet bürokratlar ve yöneticiler için de geçerlidir. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı dâhil bazı isimlerin olayın bütün yönleri netleşmeden açıklama yapması, kamuoyunda ciddi bir saldırı yaşandığı izlenimini güçlendirebilir. Dostluk ve kardeşliğin korunması yönündeki mesajlar elbette değerlidir; ancak bu mesajlar verilirken olayın niteliği de doğru tarif edilmelidir. Açıklama yapmadan önce araştırmak, tarafları dinlemek ve somut bilgileri esas almak gerekir.

Dezenformasyona gerek yok. Gerçeği büyütmeden, küçültmeden ve çarpıtmadan konuşmalıyız. Sözlü bir tartışmayı fiziksel saldırı gibi sunmak, münferit bir davranışı toplu bir husumet gibi göstermek iki şehrin insanlarına haksızlık eder. Yaşanan olayın bütün yönleri açıklığa kavuşturulmalı; yanlış yapan kimse davranışı üzerinden eleştirilmeli, ancak bir şehir veya camia bütünüyle suçlanmamalıdır.

Benim başından beri savunduğum düşünce nettir: Rizespor ile Trabzonspor sahada rakiptir; Rize ile Trabzon ise komşu ve kardeş iki şehirdir. Bir maçın sonucu, bir gazetecinin davranışı veya münferit bir tartışma, yılların dostluğuna zarar vermemelidir. Trabzon'dan gelen misafirleri ağırlarken gösterilen misafirperverlik ve maç öncesinde verilen kardeşlik mesajları da bu ilişkinin gerçek zeminini oluşturmaktadır.

Gazetecilerden, bürokratlardan, yöneticilerden ve taraftarlardan beklentimiz açıktır: Daha fazla araştırma, daha az peşin hüküm; daha doğru bilgi, daha az algı; daha fazla kardeşlik, daha az gerilim. Çünkü bugün bir haberle büyütülen tartışmanın bedelini, çoğu zaman olayla hiçbir ilgisi olmayan vatandaşlar öder.

Hısımlığı koruyalım, hasımlığı büyütmeyelim. Bir kişinin davranışını bütün bir şehre mal etmeyelim. Olayı araştırmadan açıklama yapmayalım; haberin gerçeğin önüne geçmesine izin vermeyelim. Rize ile Trabzon'un insanları birbirine düşman değildir. Sahada rekabet, saha dışında kardeşlik… İki şehrin ortak geleceğine yakışan yaklaşım budur.

Günün Diğer Haberleri