Rize Trafiği: Yol Değil, Zihniyet Tıkanıyor

Taner Erol

15-09-2025 22:59

Rize’nin trafik çilesini yalnızca coğrafi koşullara ya da jeopolitik konumuna bağlamak, gerçeğin ancak yarısını görmek olur. Elbette kentin doğası, iklimi ve altyapısı ciddi zorluklar barındırıyor. Ancak asıl mesele, direksiyon başındaki insan faktörü ve kökleşmiş trafik kültürümüzdür. Bu kültür değişmedikçe yapılacak her yol çalışması, geçici bir pansumandan öteye geçemeyecektir.
Türkiye’nin en yağışlı ili olan Rize, sık ve yoğun yağışlar nedeniyle zaten sürekli yol çalışmalarıyla boğuşuyor. Bu durum, trafiğin düzenli akışını zorlaştırıyor. Sahil koridoru uzun süredir kentin ana damarı olsa da “dağ dibi yolu” diye adlandırılan alternatif güzergâh tam kapasiteyi karşılayamıyor. Üstüne üstlük sahil yolunun kronik sorunları da tabloyu ağırlaştırıyor: Mevcut viyadükler, ışıklar ve yaya geçitleri kısa mesafede yığılmış durumda. Dere yataklarının çokluğu, dolgu alanlarının sınırlı kullanımı ve alt geçitlerin trafiğe kazandırılamaması da kentin zaten sınırlı olan yol kapasitesini her geçen yıl biraz daha sıkıştırıyor. Yerel yönetimlerin bu süreci yönetme kabiliyeti de mevcut sorunlar üzerinde büyük önem taşıyor. Bu konuyu kamuoyunun takdirine bırakmak gerek. Ancak asıl konuşulması gereken, trafik kültürümüzdür.
Rize’nin trafiğini kilitleyen sadece yollar değil; trafik bilincimizin eksikliğidir. Günlük hayatın içinden birkaç sahne bu durumu net şekilde gözler önüne seriyor: Tali yoldan ana yola çıkarken tek bir araç bile geçiş önceliği tanımıyor; aksine aradaki mesafeyi kapatmak için gaza basan sürücüler var. Trafik ışıklarında, yeşil yanmadan sarı ışıkta kornalar çalmaya başlıyor; sabır adeta lüks olmuş. Yayalar ise araçları görünce aniden yola atlıyor, yaya geçidini her yer sanıyor. Aynı zamanda sürücüler de yayalara yol vermek bir yana, gördüklerinde gaza yükleniyor. Pencereden kafasını sarkıtıp bağıran agresif sürücüler, uzun kuyruklarda önündekine ani manevralarla “ön kesme” yapanlar… Araç içinden rastgele çöp atanlar, aşırı hız yapanlar ve sol şeridi keyfine göre işgal edenler de cabası.

 

Yanlış parklar ise adeta ayrı bir “trafik türü”. Otoyolda uygulanan kuralların şehir içinde “çeyreği” bile yok. Kimi araçlar saatlerce yanlış park halinde durabiliyor; simit almak için duran birinin aracı ise anında çekiliyor. Dükkân önlerinin parkomat kontrolünden çıkıp esnafın “burası benim” anlayışına bırakılması, park krizini daha da derinleştiriyor. Parkomatların park sorununu azaltıcı etkisi yadsınamaz; ücret konusuna ise bu yazıda girmeyeceğim. Fakat bu durum, trafik yönetimine olan güveni sarsıyor ve insanları “kendi kuralını koyma” psikolojisine itiyor.
Sorunların temelinde aslında nezaket ve saygı eksikliği var. Trafikte çoğu kişi, direksiyon başını bir güç gösterisinin sahnesi olarak görüyor. Oysa trafikte nezaket sadece başkalarına iyilik değil; hepimizin can güvenliği için bir zorunluluktur. Çocuklarının yanında başka sürücülere el kol hareketi yapan ebeveynler ya da sürücülerle tartışan aileler, trafik tartışmalarını daha da alevlendiriyor. Ne yazık ki trafik adeta bir ego savaşına dönüşmüş durumda. Motosikletlerin yaygınlaşması ile mevcut sorunlara bir yenisi daha eklenmiş oldu: Araçlar motosikletlere alan açmıyor, motosikletliler ise çoğu zaman kuralları hiçe sayıyor. Aralara girip çıkmalar, ters şeritten gitmeler, makas atmalar, araçları sağından geçmeler trafiği tam bir kaosa sürüklüyor. Zaten kask kullanımı Rize’de neredeyse lüks; motosiklet kullanıcılarının üçte ikisi kask takmıyor.
Rize’nin trafiğini gerçekten rahatlatmak istiyorsak, sadece yol genişletmek ya da yeni viyadükler yapmak yetmez. Trafik kültürümüzü baştan gözden geçirmeliyiz. Eğitim ve farkındalık çalışmaları, caydırıcı ama adil denetim ve en önemlisi bireysel bilinçlenme olmadan ne kadar yatırım yapılırsa yapılsın, tıkanıklık zihniyetimizde kalmaya devam edecektir. Trafik; özgüven ölçme yeri, ego savaşlarının sahnesi ya da “delikanlılık” gösterisi değil; güvenli ve konforlu bir şekilde bir yerden bir yere ulaşmanın adıdır.
Rize’nin güzelliğini gölgeleyen bu karmaşadan çıkış, sadece yeni yollarla değil; daha bilinçli sürücüler, daha saygılı yayalar ve daha adil bir trafik yönetimi ile mümkün. Gelin, Rize’nin trafiğini hep birlikte güzelleştirelim.
 

DİĞER YAZILARI Bir Simit, Bir Fotoğraf, Bir Gerçek 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Büyük Hesaplaşma 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Yeni Denklem: İran Savaşı, Bölgesel Bloklaşma ve Türkiye’nin Kritik Eşiği 01-01-1970 03:00 28 Şubat: Unutulan Değil, Unutturulmak İstenen Hafıza 01-01-1970 03:00 Ramazan Etkinlikleri Neden Tartışma Konusu Oluyor? 01-01-1970 03:00 İnsanlık Nerede Kayboldu? Epstein Dosyası ve Türkiye İçin Uyarılar 01-01-1970 03:00 İran’ı Bekleyen Tehlike ve Devrim Ahlakı 01-01-1970 03:00 Orta Doğu Satranç Tahtasında Türkiye’nin Zor Sınavı 01-01-1970 03:00 Rize İçin Ortak Akıl Zamanı: Siyasetin Üstünde Bir Sorumluluk 01-01-1970 03:00 Ahlakı Kaybedersek, Her Şeyi Kaybederiz 01-01-1970 03:00 Diyanet: Laiklik ile Din Arasında Bir Kurumun Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Netanyahu, soluğu ABD’de aldı 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun Gözaltı Süreci ve Hukukun Üstünlüğü Tartışmaları 01-01-1970 03:00 Kapalı Maraş: Hafızanın Yeniden Uyanışı 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Terörle Mücadelesi ve Küresel Stratejiler 01-01-1970 03:00 ENDÜSTRİYEL FUTBOLUN TEK RENGİ ADALETSİZLİKTİR 01-01-1970 03:00 Hukuk Karşısında Meslek Ayrımı Olmaz 01-01-1970 03:00 Hukuk Konuşsun, Herkes Sussun 01-01-1970 03:00 Bolu Kartaltepe’de Yangın Faciası: Ne Ders Aldık? 01-01-1970 03:00