Hukuk Karşısında Meslek Ayrımı Olmaz

Taner Erol

01-01-1970 03:00

Demokratik hukuk devletinde herkes eşittir. Hukukun üstünlüğü, anayasal düzenin temeli olup, meslek fark etmeksizin her vatandaş için bağlayıcıdır. Eğer bir hukuk ihlali söz konusuysa, ilgili kişi anayasanın öngördüğü şekilde cezalandırılmalıdır. Aksi bir durum, hukuk devletinin çöküşüne yol açar ve adaletin seçici bir şekilde işletildiği algısını doğurur.
Son günlerde gazetecilere yönelik yargı süreci, kamuoyunda çeşitli tartışmalara neden oldu. Suat Toktaş’ın tutuklanması ve Timur Soykan ile Barış Pehlivan’ın adli kontrol şartıyla serbest bırakılması, hukukun objektifliği bağlamında değerlendirilmeli. Gazetecilik mesleği, şeffaf ve objektif olmayı gerektirir. Ancak bu durum, gazetecilerin hukukun üstünde olduğu anlamına gelmez. Hukukun çerçevesi bellidir; suç ve suçlu tanımları anayasada açıkça belirtilmiştir. Kişisel verilerin izinsiz kaydedilmesi ve yayılması suç teşkil eder. Gazeteci olmak, izinsiz kayıt alma ve kişisel bilgileri ifşa etme hakkını vermez.
Benzer vakalara baktığımızda, hukuk karşısında tüm mesleklerin eşit olduğu gerçeğini görmek mümkündür. Örneğin, geçmişte kamu görevlileri veya akademisyenler tarafından gerçekleştirilen benzer hukuk ihlalleri de benzer şekilde cezalandırılmıştır. Kamu yararı ilkesi, burada belirleyici unsur olmuştur. Örneğin, bir kamu görevlisinin devlet sırrını hukuka aykırı şekilde paylaşması veya bir akademisyenin etik kurallara aykırı hareket etmesi durumunda da yargı süreci işletilmektedir. Bu tür örnekler, gazetecilerin veya herhangi bir meslek mensubunun hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığını açıkça göstermektedir.

 

Bu tür yargı süreçleri üzerinden siyaset yapmak, hukukun araçsallaştırılmasına sebep olur. Siyasi malzeme üretmek ve ülke gündemini değiştirmeye çalışmak, adaletin tarafsızlığına zarar verir. Hukukun temel amacı, bireylerin haklarını korumak ve toplumsal düzeni sağlamaktır. Eğer toplum mevcut yasaları uygun bulmuyorsa, anayasanın sunduğu değişiklik yolları bellidir. Kurallar demokratik süreçler çerçevesinde değiştirilebilir; ancak mevcut yasalar yürürlükteyken herkesin bu kurallara uyması zorunludur.
Basın özgürlüğü ve fikir özgürlüğü kavramları, hukuki sınırlar içinde değerlendirilmelidir. Eğer bir gazeteci hukuka aykırı bir işlem yapıyorsa, bu durumu basın özgürlüğü ile ilişkilendirmek hukukun temel mantığına zarar verir. Örneğin, başka ülkelerde de benzer durumlarla karşılaşılmaktadır. ABD’de, ulusal güvenliği tehdit eden belgeleri yasa dışı şekilde paylaşan gazetecilere yönelik yasal işlemler yapılmıştır. Fransa’da veya Almanya’da da kişisel verileri izinsiz ifşa eden basın mensupları yargılanmaktadır. Bu örnekler, hukukun evrenselliğini ve meslek fark etmeksizin işletilmesi gerektiğini gösterir.
Bu olay basın özgürlüğünü engelleme veya fikir özgürlüğüne darbe olarak nitelendirilemez. Hukukun işleyişinde, kamu yararı gözetilerek kararlar alınır. Eğer yargı makamları, kamu yararını farklı değerlendirseydi, süreç başka bir şekilde ilerleyebilirdi. Ancak mevcut durumda hukuk kuralları işletilmiş ve bir mağduriyet oluşmamıştır. Tüm meslekler hukuk karşısında eşittir ve kimse hukukun üstünde değildir. Bu nedenle, sürecin siyasi bir tartışma malzemesi haline getirilmesi yerine hukukun sağlıklı işleyişine odaklanmak daha doğru olacaktır.

DİĞER YAZILARI Bir Simit, Bir Fotoğraf, Bir Gerçek 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Büyük Hesaplaşma 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Yeni Denklem: İran Savaşı, Bölgesel Bloklaşma ve Türkiye’nin Kritik Eşiği 01-01-1970 03:00 28 Şubat: Unutulan Değil, Unutturulmak İstenen Hafıza 01-01-1970 03:00 Ramazan Etkinlikleri Neden Tartışma Konusu Oluyor? 01-01-1970 03:00 İnsanlık Nerede Kayboldu? Epstein Dosyası ve Türkiye İçin Uyarılar 01-01-1970 03:00 İran’ı Bekleyen Tehlike ve Devrim Ahlakı 01-01-1970 03:00 Orta Doğu Satranç Tahtasında Türkiye’nin Zor Sınavı 01-01-1970 03:00 Rize İçin Ortak Akıl Zamanı: Siyasetin Üstünde Bir Sorumluluk 01-01-1970 03:00 Ahlakı Kaybedersek, Her Şeyi Kaybederiz 01-01-1970 03:00 Rize Trafiği: Yol Değil, Zihniyet Tıkanıyor 01-01-1970 03:00 Diyanet: Laiklik ile Din Arasında Bir Kurumun Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Netanyahu, soluğu ABD’de aldı 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun Gözaltı Süreci ve Hukukun Üstünlüğü Tartışmaları 01-01-1970 03:00 Kapalı Maraş: Hafızanın Yeniden Uyanışı 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Terörle Mücadelesi ve Küresel Stratejiler 01-01-1970 03:00 ENDÜSTRİYEL FUTBOLUN TEK RENGİ ADALETSİZLİKTİR 01-01-1970 03:00 Hukuk Konuşsun, Herkes Sussun 01-01-1970 03:00 Bolu Kartaltepe’de Yangın Faciası: Ne Ders Aldık? 01-01-1970 03:00