Birçok haber sitesinde, Tunceli’deki Gülistan Doku cinayetini gün yüzüne çıkarmak için başlatılan operasyonda, halkımızın Başsavcımıza yaptığı dualara, temennilere, dileklere ve övgülere baktığımızda; toplum olarak adalete ne kadar susamış ve ne kadar hasret kaldığımızı görüyoruz.
DEVLETİN DİNİ ADALETTİR
Her defasında değindiğimiz gibi, “Devletin dini adalettir.” Devlet, adil olduğu sürece güçlü ve itibarlıdır. Adalet, herkese eşit tecelli etmelidir. Bunun ne partisi, ne cemaati, ne konumu ne de makamı önemli değildir. Yargı karşısında herkes eşittir.
Suç işleyen ve devletin imkânlarını kullanarak zulmeden, çalan, yolsuzluk yapan, haksız kazanç sağlayan, cinayetleri örten, delil karartan ve belki de en önemlisi bu zulümlere ses çıkarmayıp görmezden gelen her kim varsa, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
600 VEKİLİN VE BAKANLARIN DOKUNULMAZLIK ZIRHI KALDIRILMALIDIR
Özellikle suç işleyen kişinin devlet bünyesinde görevli bir memur, bürokrat, siyasetçi, bakan veya vekil olması hâlinde, uygulanacak cezanın daha ağırlaştırılması gerekmektedir. Çünkü toplumun devlete olan güveni ve kamu vicdanı asla zedelenmemelidir.
Ayrıca milletvekili dokunulmazlıkları da kaldırılmalıdır. Bu düzenleme, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Aynı zamanda, kendi yargısına güvenmeyen bir vekil profili oluşturmaktadır. 600 vekilin ve bakanların dokunulmazlık zırhı kaldırılmalıdır. Bu konu yıllardır Meclis’te konuşulsa da hiçbir siyasetçi ve parti bu konuda samimi davranmamaktadır.
SUÇLULAR İÇİN KISAS VE İDAM ŞART
Cezalar caydırıcı olmadığı sürece ve adalet tam anlamıyla tecelli etmediği müddetçe, o toplumda ne refah, ne istikrar ne de güven söz konusu olabilir. Suçun niteliğine göre ceza kanunları yeniden düzenlenmeli, idam cezası da gündeme alınmalıdır. Bundan korkmamıza gerek yoktur; ağır cezalardan suçlular korkmalıdır.
Adaletin sağlandığı, çocukların huzur ve güvende olduğu, insanların mal ve can güvenliğinin teminat altına alındığı bir ülkede beka sorunu da söz konusu olmaz. Aksine, adaletin zedelendiği toplumlar tarihte olduğu gibi çökmeye ve yok olmaya mahkûmdur.
Abdulkadir USTA 22.04.2026